| PEPOUZA
ŞEHİR NEREDE ?
Pepouza şehri Karahallı ilçe bölgesinde
şehir merkezinden 16 km mesafede Karayakuplu köyü Ulaş mevkindedir.
Cılandras köprüsünün batısındadır. Şehir M.S 165 lerde kurulmuş , M.S 560
yıllarında Romalılarca yıkılmıştır. Şehir 12 hektarlık bir alanda kurulmuş
olup üzerinde 6 binden fazla insan yaşamıştır.
TARİH
Hırıstiyanlığın 7 ci mezhebi olan
montanizmin merkezi Pepouza dır. Çok yakınlarında Tymion şehri vardır.
1999 yılında Uşak Susuzören köyünden
köylülerce Uşak arkeoloji müzesine bir kitabe getirilir . Kitabede fazla
vergilerden şikayetci olan Tymion halkına ,Roma imparatoru Septim Sever in
şu emirleri okunur. "Verginizi ödemeye mecbursunuz. Vergiler çok ağır değil." Tymion halkına yazılan bu yazıdan hareketle , Tymion ve Pepouza
şehirlerinin birbirlerine yakınlığı dolayısiyle arkeolojik çalışmalar
yapılır.
Amerikalı ve Alman arkeologların
çalışmaları sonunda kayıp şehir Pepouza bulundu . Topoğrafya ile yapılan
çalışmalarla yeraltında bulunan şehir planı ortaya çıkmıştır. M.S 165 te
kurulan şehir M.S 560 larda Roma imparatoru Jüstinyen nin (517 - 565) emriyle montanizme son vermek için yıkılmıştır .
MONTANİZM
Montanizm İsa dan sonra Frikya
bölgesinde M.S165 lerde ortaya çıkmıştır. Kurucusu rahip Montanus olup
refakatinde rahibeler Presilya ve Maksimilya olmuştur. İlk dönem
hıristiyanlık mezhebi olan Montanizm Frikya uygarlığında ana tanrıça Kibele
kültüründen etkilenmiştir . Kadınlara önem veren bu mezhep kadınların
rahipler kurulunda yer almasını kabul eden tek mezheptir . Kadınlara
toplumda ve kilisede eşit rol vermiştir.
Kadınlara büyük önem veren , laiklik
prensibi uygulayan bu mezhep , kilise konsülleri tarafından kabul
edilmemiştir . Bu mezhep hızla Constantinople ve Roma ya kadar yayılmış olup
, kilise bu mezhebi yasaklamıştır . Bu mezhebe ait kitaplar yakılmış ,
mezhep üyeleri yakalandıkları yerde ölüm cezasına çarptırılmışlardır.
Kilisenin yasakladığı bu mezhebi, Roma imparatoru Jüstinyen (517 -565) Efes
ten ordusunu Pepouza ya göndererek , Romalılar Pepouza şehrini yıkıp mezhep
üyelerinin kadın erkek hepsini yok etmişlerdir.
Bugün dünya üzerinde bu mezhebe bağlı
kimse kalmamış olup , tarihe karışmıştır.
2-BÜYÜK KANYON - BANAZ ÇAYI
Ilçenin 14 km kadar kuzeyinden geçen
Banaz Çayı Murat dağı eteklerinden çıkar. Bu çay Banaz -Sivaslı -Karahallı -Ulubey
ilçeleri sınırlarından geçip kuzey güney istikametine devam eder.
Güney -Denizli ilçesi yakınında Mildi -Medale
de Büyük Menderes nehri ile birleşir. Bu iki nehrin birleştiği yerin aşağı
bölgesinde Adı Güzel barajı vardır ve Banaz Çayı bu baraja dökülür.
Büyük Menderes nehri Ege bölgesini geçerek antik Didim
şehri yakınlarında Ege denizine dökülür.
Bölgeden geçen bu çay ve onun geçtiği
büyük kanyonun uzunluğu 75 km dir.
CILANDRAS KÖPRÜSÜ
Karahalli ilçe bölgesinde bulunan bugünde
insanların kanyonu geçmesini sağlayan mimarlık harikası bir köprüdür .Uzunluğu
75 km olan büyük kanyonun en dar bölgesinde inşaa edilmiştir.
Likya kralı Gyges M.Ö 670 -652
yıllarında yaptırdığı kral yolunun bir parçasıdır.
Köprünün eni 1.75 m, uzunluğu 24 m ve
derinliği 17 m dir. Bu köprüden takriben 1.5 km ilerde kanyonun en dar
bölümünün bitiminde aynı dönem yapımı ikinci bir köprü daha vardır.Bu köprünün
uzunluk ve yüksekliği ile ilgili detaylı bilgi yoktur. Bu köprünün iki
bağlantı ayağı vadinin yamacında, ortadaki temel ayağı nehir yatağı
yanındadır. Doğal sel felaketi, deprem veya Romalılarca yıkılmış olabilir.
Bu köprünün inşaasında kullanılan köprüye
ait taşlar geniş bir alanda dağınık durumdadır.
Orta temel ayağı zamana direnmektedir.
CILANDRAS KÖPRÜ VE VADİNİN ÖNEMİ
Takriben 2 km uzunluğunda olan bu vadi
büyük kanyonun en dar kısmıdır. Geçit vermesi çok zor olan dar ve yüksek olan
bu bölge bir kale gibidir.Likya döneminden beri savunma yeri olarak
kullanılmıştır.
Vadi boyunca kayalar oyulmuş yol
yapılmıştır. Bu yol bir insanin geçebileceği genişliktedir.
Bu yolun yarısı sağlam ve kullanılabilir
durumdadır. Özellikle Romalıların zulmünden kaçan Hıristiyanlar, Montanizm
mezhebi üyeleri burada saklanmışlardır. Kanyonun her iki girişi kendi
askerleri tarafından savunulup, varlıklarını korumuşlardır.Vadi boyunca kaya
mezar, harabe, mağara ve yol vardır.
Vadinin çok dar
25-50 m ve yüksek
olması dolayısıyla ,vadi güneşi kısmen görür. Bu olgu vadi içersindeki ağaç
ve bitki örtülerini etkilemiş olup çok çeşitli ağaç ve bitki örtüleri
vardır.
Yeşil renginin her tonu burada görülür
.Bu yeşillik kendini suya yansıtır, su yeşil ve turkuaz renktedir. Su 30
cm ile 2 m derinlik arasında değişir,akıntı bazı yerlerde çok kuvvetlidir.
Su içinde tatlı su balıkları vardır ve
balıkçılık yapılır.Bu doğal ortamda çok çeşitli kuş ve kelebek yaşamaktadır.Bazı
kısımlarda yeşil alanlar olup piknik için müsaittir.
Yüzmek için su çok temiz ve akıntılıdır.Vadi
genişleyerek devam eder.Bu bölgelerde antik Pepouza harabeleri vardır.Çevrede
üzüm bağları ve çok zengin meyve ağaçları bulunur.
3. SEBASTE - SİVASLI
Karahallı dan 32 km uzakta bir Frikya
şehridir. Daha sonra Likya , Roma ve Bizans lılarca imar edilip
kullanılmıştır.Çevresinde antik çağdan 2 adet tümülüs bulunmaktadır. Roma
dönemine ait 2 kilise arkeolojik çalışmalarla gün yüzüne çıkarılmıştır.
Bitişikteki Selçikler köyü çok güzel
tipik Anadolu beldesidir. Adet ve örfleriyle ,ayakta kalan güzel evleriyle
görülmeye değer bir beldedir.
4. BLAUNDOS - ULUBEY
Karahalli ya 43 km mesafededir. Sülümenli
köyünün kuzeydoğusuna düşen bir yarımada şeklinde çevresi kanyon ve dere ile
çevrili arazi üzerine kurulmuştur. Şehrin kuruluşu Helenistik çağda
gerçekleştirilmiştir.
Makedonyalılar kendi adlarına para
bastırmışlar ve kendilerine Makedonyalı Blaundos lular demişlerdir.
Kalenin etrafı 2 ayrı sur ile
çevrilidir. Giriş kapısı dört köşe iki büyük kuleden yapılmıştır. Kalenin
girişinde dışarıda ayakta duran bir kemer vardır. Şehrin iç kısmında tapınak,
idari binalara ait yıkıntılar ve vadide tiyatro bulunmaktadır. Uzaktan
kanyon daki yerleşim alanları ve mezarlar görülür.
5. HASKÖY ASARI
Banaz Çayı eteklerinde bir kanton
görünümünde olan bölgede dik yamaçların üst kısmında büyük kaya mezarlığıdır. Hz. İsa ve meleklere ait resimler bulunmaktadır.Romalıların zulmünden kaçan
Hıristiyanlar buralarda ibadet etmiş , yaşamışlardır.
|